SİRKECİ GARI
SİRKECİ GARI
BÜLTEN
Sirkeci Garı Doğu ve Batı’nın sentezini yakalayan bir
yapıdır. İstanbul bu anlamada gerçekten önemli bir yere sahiptir. Bu kesişmenin
izini sürebileceğimiz daha farklı binalar da bulunmaktadır. Örneğin Mısır
Apartmanı’nı anlatırken yine böyle bir sentezin izini süreceğimiz aşikardır.
Oryantalizm: Yakın doğu ve Uzak doğu toplumlarının,
kültürlerinin, dillerinin ve haklarının incelendiği Batı kökenli araştırma
alanlarının tümüne verilen isimdir. Etimolojisine baktığımızda sözcüğün terim
olarak İngilizce Doğu’ya atıfta bulunarak ‘orientalism’ olarak ifade
edilmektedir. Orient’doğu’ kelimesi ise İngilizceye Orta Fransızcadan
geçmiştir. Kökeni ise güneşin doğuşunu ifade eden ‘oriens’sözcüğüne
dayanmaktadır.
Not: Antropolog, sosyolog, dilbilimci yahut tarihçi Şark’ı
öğreten, yazıya döken, araştıran kimseye şarkiyatçı denir. 18. yy sonlarını
kabaca bir başlangıç olarak kabul edebiliriz. Tabi birçok akımda olduğu gibi
burada da sanatla resim alanında somut ürünlerini veriyor. Oryantalistler:1-Gözlemlediklerini dikkatle
boyayan gerçekçi sanatçılar 2- Stüdyodan hiç ayrılmadan oryantalist sahneleri
hayal edenler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
‘Oryantalizm’kitabında
Edward Said kültürel bir eleştiri yapmıştır. Doğu
sömürgeciliği, Doğu dünyasının önyargılı dışsal yorumlarını anlatmak için bu
terimi yeniden kullanır.
Burada benim düşündüğüm stüdyodan hiç çıkmadan Doğu
hayal etmek iamajı ve bunun sanatın her alanında uzaktan-eylemle sanatı
beslemek kısmını önyargılı dışsal yorumla bağdaştırabilir miyiz?
Yani Said oryantalizmin teorik bir fikir olduğunu
savundu. Durum böyle ise benim düşüncem bölge, coğrafya, kültür ve yaşamın
unsurlarının özümsenmesinin süreçle şekillendiğini düşünüyorum. Ve bu konuda
şöyle bir soru aklıma gelmiyor değil: bu akım görünürlük ve tanınırlıkta şarka
fayda sağlamak amacını mı güder, yoksa Said’in kitaplarında bahsedildiği gibi
Doğu dünyasını ‘Batı’ya daha az korkutucu hale getirmek’gayesini mi güder?
Bu konuda tabi 15.yy’dan itibaren Batı’da Çin,
Hindistan. Türk stillerinin sanatta kullanılması girişimleri olmuş. Osmanlı
–Venedik ticaret ilişkisi bunu sağlamış. Daha sonra bu etkileşim Fransa’ya
yansımıştır.
Bu konuda Bekir
Kuzudişli’nin makalesine bakarsak oryantalizm’in Doğu- Batı kavramı
doğrultusunda açıklandığı, bir de ‘din’ unsurunu konunun içine alarak
Hristiyanlar’ın İslam’ı araştırması niteliğinde de olmuştur.
Not 1: Oryantalizmin başlangıcı esas alındığı zaman 1-Şam Bölgesi 2- Endülüs toprakları 3-
Kuzey Afrika-Sicilya ticaret köprüsü araştırılmış)
Not 2:Oryantalistik çalışmaların öncelikle dil
üzüerinde olduğu vurgulanıyor. Aslında bir kavramın İslam’a nereden geldiğini
bulmak için bu çalışmaların yapıldığını söyleyebiliriz.
-Sirkeci Garı’na geldiğimizde bu yapı oryantalist
elemanların ve motiflerin çeşitlilikle kullanıldığı ama bunun oryantalist
romantizmden çıkarak rasyonel bir bakışla imar edildiği bir yapıdır.
Mimar Alman August
Jachmund tarafından planı çizilmiştir. 1888-1890 arasında inşa edilmiştir.
Paris’ten kalkan Şark Ekspresi uzun yıllar boyunca bu istasyonda yolcu indirip
bindirmiştir.
Garın lokantası 1950-60’lı yıllarda tanınmış yazar,
gazeteci ve diğer şahısların buluşma noktası olmuştur. Burada şöyle bir çalışma
yapılabilir:
-Pencere, kapı, kemer okumaları yapılır. Bunlar gar
gezisi esnasında yapılabileceği gibi slayt-fotoğraf üzerinden de yapılır.
Süslemeler, motifler, kullanılan geometrik formlar, renk ve malzemelerle ilgili
çalışmalar yapılır.
İkinci bir çalışma olarak raylı sistem taşıtları gibi
bir bülten hazırlanabilir.
Ayrıca çocukların tren garı ve trenle ilgili
dikkatlerini çekebilecek en önemli eserlerden biri Harry Potter’dır. Çünkü aslında kitabın yazarı Rowling’in Manchester’dan Londra’ya yaptığı bir tren yolculuğu
sırasında yanında kalemi olmadığı için zihninde Harry Potter karakterini
tanımlamaya başlaması ve kitapta da Harry’nin aslında büyücülük okuluna trenle
gitmesi bizim bağ kuracağımız önemli noktalardan biridir.
-Trenle ilgili filmlere dönecek olursak Before Sunrise filmi dikkat çekicidir.
Film trende tanışan iki genci anlatır. Düşünsel ve derin bir sohbetin içinde
kendimizi buluveririz. Bu konuyla ilgili şöyle bir yorum okumuştum:
Kafası karışık Amerikalı bir erkeğe en güzel cevapları
Avrupalı entelektüel bir kız verir, diyordu.
-Cengiz
Aytatov’un ‘Gün Olur Asra Bedel’ romanı da beni hayal dünyamda uçsuz
bucaksız bir bozkır, sessizlik, istasyon, ölüm, gece ve gündoğumu temalarına
götürür.
Tren ve demiryolu bu romanda bir fon yahut hikayenin
mekan unsuru olarak belirmez. Baya baya karakter olur.
Trenle ilgili şunu söyler:
‘ Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya
gider gelirdi
Bu yerlerde demiryollarının iki yanında Sarı Özek
bozkırı, sarı kumlu geniş bozkırların bomboş orta bölgesi uzanıyordu.
Bu yerlerde meridyenlerin Greenwhich’ten başlayarak
sayılması gibi , bütün uzaklıklar demiryoluna göre hesaplanırdı.
Trenler ise
doğudan batıya, batıdan doğuya gidip gelirdi,
Ben de Aytmatov’la ilgili bir başlangıç noktası
bulsam, diye çok düşünürüm. Bu kitapta iki yerel karakter ve bozkır kültürü
oluştururken bir anda insan zihninin sinyallerle yönetilebileceği tezini
konuşturur bu karakterlere. Bu da Aytmatov’un sadece anlatım gücünün değil
ufkunun da genişliğini bize gösterir.
-Yetişkinler için filmlere bakacak olursak mesela Bridget Jones’ta tren ve İngiltere
sokakları fonda hep akar.
- İlhan Berk
şiirinde:
Ben birazdan kalkıp Sirkeci’ye gideceğim
Sevgilim trene binip gidecek
Bir zaman hiç güneş doğmayacak, sabah olmayacak
Bir zaman dünyada değilmişiz gibi korkacağız
Bunlar hep olacak ruhum, diye devam eder.
-Doğu
Ekspresi(John Dos Passos)
Not:Tomris Uyar çevirisiyle okunabilir
Not:Sartre:Passos’ın
dünyası tıpkı Kafka’nın Stendhal’ınki gibi imkansız bir dünya,çelişkilerle
dolu. Ama güzellik tam da bu çelişkide gizlidir. Passos’ın zamanımızın en büyük
yazarlarından biri olduğunu düşünüyorum, der.
Doğu Ekspresi 1920’lerin başında Anadolu, Doğu Avrupa,
Yakın doğu ve Orta doğu2ya seyahatlerinde karşılaştığı görüntüleri, sesleri ve
kokuları titiz bir edebiyatçı dikkatiyle anlatıyor.
Yorumlar
Yorum Gönder