OKURYAZARLIK NEDİR?
1.BÜLTEN
OKURYAZARLIK
1)Okuryazarlığın Tanımı, Önemi
1-Okuryazarlık kavramı nedir?
2-Niçin bu
kavram oluşmuştur? Böyle bir alanın amacı nedir?
3-Yeni
olan bu kavram-okuryazarlık- ve günümüz insanının etkileşimi
a)Bu kavramı
nasıl karşılamalı
b)Bu kavram
nerede kullanılmalı?
c)Bu yeni
alfabeyi modern insan nasıl sökmeli?
4-Okuryazarlık
türleri
1-Okuryazarlık
Kavramı Nedir?
Okuryazarlık
kavramının ne olduğu, her geçen gün içine yeni bir yöntem, disiplin katarak
gelişiyor. O yüzden net tanımlardan ziyade ‘dinamik bir sürecin kavranması2
üzerinde duracağım.
‘Okur-yazar’
dediğimiz yani okuma-yazma etkinliğinde beceri geliştirmiş bir kişiyi
tanımlayabiliyoruz. Çünkü bunun bir ‘kategori’ olduğunu söyleyebiliriz. Bunun
bir kategori olduğunu , tanımının yapıldığını basit nir örnekle anlayabiliriz:
‘Okuma-yazma
biliyor mu?’ sorusunu sorduğumuzda , aldığımız cevap tektir. Evet yahut hayır…
O yüzden bu bir kategoridir. Ancak ‘okuryazarlık’ bir derecedir. Yani statik
değildir. Durmadan gelişir. Sürekli anlamlandırmaya dayanır. Okuma ve yazma
eğitimi temelinde kod çözme; yani sesin alfabeye dönüşümünü izleme becerisi
üzerine kuruludur. Ancak okuryazarlıkta tek bir alfabe görmeyiz.
Okuma yazmada
simge sistemi ve harfler vardır.
Okuryazarlıkta
ise ‘şeyler’ vardır.
‘Şey’
sözcüğünden bahsedeyim burada isterseniz. Bu sözcük tür olarak adıldır. Adın
yani ismin yerini tutan sözcük demektir. Bu sözcüğün kapsamının gelişimini
gözler önüne serebilmek için şöyle bir cümle kurayım: Şey düştü, dediğimde bu
‘Uçak düştü.’ Anlamında da kullanılır. Kalem düştü de olabilir. Bardak düştü,
anlamına da gelir. İşte okuryazarlığın nesnesine ‘şey’i koyduğumuz zaman müthiş
bir kapsayıcılık elde ederiz.
Bu şey; bilgi,
beceri, sosyal norm, örüntü olabilir.
Burada yeni
kavramlarla muhatap oluruz. Bunlar çoklu biçimlilik ve çoklu okuryazarlık
kavramlarıdır.
Çoklu
biçimlilik, işte o, şeyler dediğimiz alanın da içini doldurmaktadır.
Çok biçimlilik;
dil, imaj(daha çok görüntü olarak algılayabiliriz)ses gibi farklı disiplinleri
içinde barındırmaktadır.
Yani sonuç
olarak okuryazarlık kavramı yalnızca alfabe(kod)okumanın ötesine evrilen dünyada bizi farklı anlamlandırmaları
yapmak üzere hazırlayan bir alandır.
2-Okuryazarlık
Kavramı Niçin Oluşmuştur?
Gunther Kress’e
göre içeriğin sunumu; yazıdan imaj merkezli bir anlayışa, basılı metin ve
geleneksel yayım metodundan ekran merkezli bir yönelime doğru gitmektedir.
Burada birkaç
kavramdan bahsetmek istiyorum. Çünkü bu kavramları anlattığım zaman aslında okuryazarlık
kavramının niçin oluştuğunu da görmüş olacağız.
İlk olarak
‘metin’ nedir, ona bakalım:
Klasik anlamda
metin dediğimizde bizim karşımıza ‘harflerin üzerine yazılı olduğu materyal’
olarak çıkmaktadır.
Tabi metin tek
başına oluşum ve anlamlandırma aşamalarına girmiyor. Burada karşımıza ‘yazar’ ve ‘ okur’ dediğimiz
süreç yöneticileri de çıkıyor. Yazar bu materyal üzerinde harfleri işleyecek
olan kişidir. Okur ise materyalden harfleri çözümleyecek olan biridir. Ancak
geleneksel metin kavramı değişmektedir. Çünkü görsel kültür kavramı açığa
çıkmaktadır. Yani şöyle bir şey söyleyebilir miyiz:
‘Artık sadece
harflerin değil nesnelerin de transkiribini yapmak gerekiyor. ‘
Ayrıca iletişim
amaçlı bütün aracılar incelenmeli, onların birbiriyle ilişkilerini araştıran
bir alan oluşturulmalıdır.
İletişim amaçlı
pek çok unsuru sayabiliriz:
Doğal diller,
davranışlar, jestler, sağır-dilsiz alfabesi, görüntüler, trafik işaretleri, bir
kentin uzamsal düzenlenişi, bir müzik yapıtı, bir resim, bir tiyatro gösterisi,
bir film, reklam afişleri, moda, yazınsal yapıtlar, çeşitli bilim dilleri, bir
ülkedeki ulaşım yollarının yapısı, bir mimarlık düzenlemesi gibi bildirim amacı
taşısın taşımasın her anlamlı bütün çeşitli birimlerden oluşan bir dizge olarak
tanımlanmaktadır.
Burada da işte
düz anlam, yan anlam; alfabetik olmayan metin ön plana çıkmaktadır.
Sonuç olarak bu
kavram hızla gelişen dünyada eserlerin, bilginin, ürünün oluşum ve
anlamlandırma süreçlerini bilinçli
olarak yönetebilmemiz adına oluşmuştur. Hemen bundan sonraki başlık zaten bu,
amaç kısmıyla modern insan arasındaki ilişkiyi gözler önüne serecektir.
3-Okuryazarlık
ve Günümüz İnsanının Etkileşimi
Burada aslında
okuryazarlık kavramıyla ilgili pek çok soru sorulabilir. Ancak ben üç kısma
ayırarak bunu daha iyi analiz edebileceğimizi düşündüm:
1-Modern insan
bu kavramları nasıl karşılamalı?
Artık yalnızca
gençlere kitap önereceğimiz, ilgi alanlarını, onların yönelimlerini göz ardı
edeceğimiz dönemlerde yaşamıyoruz. Nasıl ki tek ilaç tüm hastalara
önerilmiyorsa artık kitap okuma , başka metinlerle haşır neşir olma da bu
noktaya kayıyor. Tabi biz burada farklı kaygılar taşıyor olabiliriz. Mesela
müthiş klasiklerin estetik zevk gücünü yok sayacak bir oluşuma mı hayatı teslim
edeceğiz, tedirginliği bizi sarabilir. En azından bende böyle bir kaygı
oluşmuştu.
Şunu unutmamak
gerekiyor:
Çoklu
okuryazarlık klasik okuryazarlığın alternatifi değil, tamamlayıcısıdır,
şeklinde yargıyla hareket edecek olursak tüm kaygımız azalır. Ve buna bağlı
olarak da içinde yaşanılan doğal ve doğal olmayan çevreden etkilenerek karar
alan bireyler yerine çevreyi okuyabilen ve anlayabilen bireyler ortaya çıkarmak
için bu bilinç gereklidir.
Yani aslında
insanlar bu alt yapının onları; kaynaklara bilinçli yönelim, seçicilik,
eleştirel bakış açısı , yeniden ulaşabilme , değerlendirme durumlarında güçlü
kıldığını bilmelidir.
Çünkü yeni çağ,
insanı bilginin sadece tüketicisi olmaktan çıkarıyor. Onun bilginin üreticisi
ve aktarıcısı olmasını da sağlıyor.
2-Günümüz insanı
bu alanı nerede kullanmalı
Okuryazarlık
süreci , tarihi gelişimiyle ilgili bir incelemede alfabetik, işlevsel ve
eleştirel okuryazarlık kavramlarıyla karşılaşıyoruz. Tabi bu aslında
okuryazarlığı türlere ayırmak. Bunu yaparken de-türlere ayırırken de- amaç ve
yöntem bazlı düşünmekten başka bir şey yapmıyoruz.1950-1960’lar alfabe bazlı
okuryazarlığın olduğu ve bunun yeterliliğinin kabul edildiği bir dönemdi.
Ancak 1970’ten
sonra işlevsel okuryazarlık kendini gösteriyor. Burada okuryazarlık kişinin
günlük hayat içinde katılımcı bireyler olmasını sağlamaktadır.
Bunun tanımı
yapılırken ; kişinin, dolayısıyla toplumun gelişimini sağlayan, onun günlük hayatında gerekli olan-
dinleme,konuşma, okuma,yazma, aritmatikle ilgili olan bilgi ve becerilerini
hayatının her safhasında (sosyal, kültürel, ekonomik gibi) etkin,yaygın ve
fonksiyonel biçimde kullanabilmesi faaliyetidir.
1980 ve sonrası
içinse eleştirel okuryazarlıktan bahsediyoruz. Temelinde eleştirel kuram ve
eleştirel pedagoji yer almaktadır. İnsanları her türlü bilgiyi araştırma,
sorgulama, gerekçelerle desteklemeye ve incelemeye yönlendirir. Bu nedenle
işlevsel okuryazarlığın bir adım ötesinde, sunulan metinleri olduğu gibi kabul
etmek yerine sorgulamak gerektiğini öğretir.
Sonuç olarak bu
aşamaları geçen birey işlevsel okuryazarlıkta mahir olduğu gibi daha üst düzey
bilince ulaşarak eleştirel okuryazarlığın donanımıyla hayata katılır. O yüzden
insan bu okuryazarlık türlerini topyekun hayatının her alanında kullanır.
3-İnsan bu yeni
kodları nasıl sökmeli
Kesinlikle işe
sorularla, soru sorarak başlamalı.
Çocuğum yahut
ben en çok hangi konuyu merak ediyorum? En çok hangi alanla ilgileniyorum?
Burada bir alan-disiplin tespiti yapabilir. Bazen de yöntem bulmak açısından
nasıl okumalar yapmaktan hoşlandığı konusuna eğilmeli. Edilgin, hayal kurarak,
fonksiyonel… Bunları tespit eder.
Görsel
unsurlarla, ritmik uyaranlarla vb. neye ilgisi olduğunu da sorgulamalı.
Tüm bunları
birleştirdiğinizde sadece alanı –ilgi alanınızı-seçmiş olursunuz. Daha sonra
okuma, dinleme, seyretme gibi etkinliklerle gelişecek araştırma becerisi kısmı
başlar.
Uygulama kısmı
da bunu devam ettirir. Burada bireyin etkin olduğu, bilgiye, ürüne, hayata
kendinin de katıldığını görürüz.
Örneğin tarih
okuryazarlığına ilginiz varsa bu konuyla ilgili okumalar, film belgesel izleme,
literatür tarama , gerekirse saha araştırması, müze ziyaretleri gibi birçok
konuyu birleştirir.
Kişi bu konuyla
ilgili yazma noktasına gelmek istiyorsa da nasıl ki konuşmada insan hayatının
ilk yıllarında önce babıldama, sonra heceleme dönemi; tek sözcük, iki sözcüklü
cümle ve tam cümle ilerleyişi varsa… Burada da o takip edilmelidir.
Tek sözcük ele
alınmalı: Mesela tarihle ilgili ‘geçmiş, hafıza, empati, kronoloji’ gibi bir
sözcük alınabilir. Bu sözcüğün somut tasviri yapılmaya çalışılarak egzersiz
başlatılır. Daha sonra bey,in
fırtınasıyla pek çok kavram ve sözcük sayfalara ve kara tahtaya
doldurulur.
Bu sözcükler
arasında bağlar kurmak, bir kompozisyon yahut bir metin oluşturmak da bir
sonraki aşamayı oluşturur.
4-Okuryazarlık
Türleri
Bu alan gelişen
bir yapıya sahip olduğu için biz bu konuyu anlatırken bile ana başlığın altına
yeni alanların eklendiğini söyleyebiliriz.
Ancak benim araştırmalarım şunu gösterdi: Okuryazarlık türleri bazen
amaç-yöntem esas alınarak yapılıyor.(işlevsel ve eleştirel gibi)Bazen de
disiplin ve alana göre yapıldığını söyleyebiliriz.
Ağ Okuryazarlığı
Ahlak
Okuryazarlığı
Anayasa
Okuryazarlığı
Bilgisayar
Okuryazarlığı
Bilimsel
Okuryazarlık
Coğrafya
Okuryazarlığı
Çevre
Okuryazarlığı
Çoklu-kültür
Okuryazarlığı
Dans Okuryazarlığı
Dünya
Okuryazarlığı
Ekonomi
Okuryazarlığı
Eleştirel
Okuryazarlık
Sayısal
Okuryazarlık
Eski çağ
Okuryazarlığı
Görsel
Okuryazarlık
Grafik
Okuryazarlığı
Kütüphane Okuryazarlığı
İstatistiksel
Okuryazarlık
Duygusal
Okuryazarlık
Matematik
Okuryazarlığı
Medya
Okuryazarlığı
Meslek
Okuryazarlığı
Politik
Okuryazarlık
Sinema
Okuryazarlığı
Tarih
Okuryazarlığı
Tarım
Okuryazarlığı
Teknoloji
Okuryazarlığı
Televizyon
Okuryazarlığı
Tüketici
Okuryazarlığı
Web
Okuryazarlığı
Yurttaşlık
Okuyazarlığı
Yasa
Okuryazarlığı
Yatırım
Okuryazarlığı
Fiziksel
Okuryazarlık
Biyoloji, Kimya
Fen Okuryazarlığı
İmge-Simge
Okuryazarlığı
Müzik
Okuryazarlığı
Biyoteknoloji
Okuryazarlığı
Ölçme-değerlendirme
Okuryazarlığı
Turizm
Okuryazarlığı gibi alanlar mevcuttur
Sonuç olarak
bilinçli bireyler, zamanını iyi kullanan ve dikkatini doğru yöneterek dil ve
anlam bağını güçlendirmek isteyenler için kendi ilgi alanları doğrultusunda bir
yönelimle başarıya ulaşabilmek okuryazarlık kavramını iyi anlamakla mümkündür.
Yararlanılan Kaynaklar:
Mehmet Kurudayıoğlu ve Sait Tüzer’in Okuryazarlık Makalesi
Hüseyin Gençalp’in Çoklu Okuryazarlık Makalesi
Yorumlar
Yorum Gönder