KARİKATÜR VE MİZAH MÜZESİ

 

KARİKATÜR VE MİZAH MÜZESİ

                                                 1.BÜLTEN

Bu müzeye geldiğimizde birçok kavramla karşılaşıyoruz aslında. Öncelikle o kavramlardan bahsetmek istiyorum:

Mizah: Bir anlamda üsluptur. Yani bir anlatım tarzıdır.

Çizgi: Bu da bir anlatım tarzı olması sebebiyle bir üslup olarak adlandırılabilir. Ancak aynı zamanda mizah için araç da olmaktadır. Yani başka bir üslup için temel teşkil etmektedir.

Sembol: Çizgi, ses, renk vb konuları da içine alan bir ifade biçimi. Biraz sonra makalelerle daha detaylı olarak anlatacağım.

İletişim: Yukarıdaki bütün kavramları kullandığımızda bilginin iletişim unsurlarını da kullanarak yayılması olarak adlandırabiliriz.

Tüm bu kavramları kısaca açıkladık. Bu müzede şimdi hepsinin karşılığı ve bağını çeşitli etkinlik ve bilgilerle derinleştireceğiz:

-Öncelikle mizah bir şeyi-sorunu-köşelere uyan kalıp ifadelerle ve sertlikle göstermez. Mizah bizi ılımlı bir algıya götürecek en önemli noktalardan biridir. Özellikle şunu belirtmeden etkinliğe geçmek istemiyorum: çocuklar için mizah ve fantastik anlatım eserin en güçlü anlatım yollarından birisidir.

Örneğin: Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ isimli eserde biz şu temayı direkt verebilirdik:

‘Kimliğiniz ve kaydınız olmadığında;  oto

riteyle ilişkiniz şu şekilde olur: haklarınızı alamazsınız ama sorumluluklarınızı yapmak zorunda kalırsınız.

Bu çok dikkat çekmeyen genel ana fikir mizahla müthiş bir eser şeklinde bize verilmiştir.

-Çocuklar için şu şekilde bir etkinlik yapabiliriz:

- Müzenin isminden de hareket ederek çocukların bir çizgi alfabe oluşturmalarını isteyebiliriz. Nasıl ki harfler ve sesler birleşerek bir alfabe oluşabiliyorsa çocuklar da his, olay, durumları birleştirerek bir alfabe oluşturabilirler. Bir sınır koyarız. Mesela alfabe için elli sembol belirleriz.

Bu alfabe bittikten sonra sadece tespit edilen sınırlı çizgileri kullanarak sadece tespit edilen sınırlı sayıda çizgileri kullanarak öğrencinin bir hikaye anlatması istenir.

Böylece her çocuk çizgiyle bir hikaye anlatmayı öğrenir. Çizgi diline hakim oldukları için hepsi birbirlerinin çizimlerini yorumlarlar. Bu etkinlik, bu müze bize görsel okuryazarlık, sanat okuryazarlığı konusunda rehber olur. Sembol okuryazarlığı ve mizah okuryazarlığını da aynı zamanda etkiler.

-Buradan semboller ve bunların kullanıldığı yerleri merak edebiliriz genç yetişkinler olarak.

Öncelikle My Girl filmi; aslında hem yetişkinler hem de çocuklar için tavsiye edilebilecek filmdir. Orada iki arkadaşın arasındaki ilişkiyi bir yüzükle sürdürürüz ve bu bir bağdır. Aynı zamanda da semboldür.

Çocukların izleyebileceği ‘Ters Yüz’filmi de önemlidir. Aslında ev değiştirmek,okul değiştirmek, somut dünyada yansımasını gösteren devinimler olmasına rağmen sembolize ettiği şey; özellikle de çocuk için ait olma ve bağdır. Biz bir çocuğun bilincinde yolculuk yaparak ta bilinçaltına uzanan ilk çocukluk oyuncağıyla bu çözülmeyi gözlemleriz. Eşyalar, semtler, evler, yaşamımızı inşa ederken bağlar kurduğumuz anlamlı sembollerdir.

Harry Potter için asayla birlikte bu sembolik bağı kurabiliriz.

-Çizgiler sadece karikatürde sözsüz anlamla bağlanmazlar. Mesela çizgi anlam bağı dövmeyle de devam eder.

Kaybolan İzler(Mümtaz Fırat) kitabı incelendiğinde Güneydoğu’da geleneksel dövme dag-deg görülür.

Kitapta dövme simgeleri ve anlamları üzerine hacimli bir bölüm de ayrılmıştır.

Simgelerin görsel, göksel, hayvan, bitki, geometrik form olarak karşılığını görürüz.

Kitapta Havva Eker’in ‘Simgesel Figürlerin Sanat Eğitimi Açısından Değerlendirilmesi’ makalesinde Türkçede kullanılagelmiş olan timsal(simge) veya remz(işaret)kelimesinin karşılığı olduğunu söyler sembolün. Bizi; gösteren ile içerik arasındaki ilişkiyi ele almaya yönlendirir.

 

Kitaptan görsel örneklerden birini verecek olursak; dövme olarak güneşin yapılması İran’da güneşin iyi şansı temsil etmesi, çocukları olmayan kadınların güneşe yakarması gibi.

-Sembol ve mizahı birleştirdiğimizde en güzel hikayelerden biri de Kenan Hulusi Koray’ın ‘Miras Keçe’ isimli hikayesidir. Evin en lüzumsuz eşyasının Topkapı Saray Müzesi’ne kadar uzanan serüveni, eşyanın değeri, bu değeri anlayamayan insanın pişmanlığı anlatılır hikayede. Eşyanın müzede onlarla dalga geçer nitelikte duruşu tasviri verilir.

Yine sembol ve mizah hususu geçince Fuzuli’nin iki dizesine gideriz:

Ger derse Fuzuli ki güzellerde vefa var

Aldanma ki şair sözü elbette yalandur.

Bir paradoksa düşürür muhatabını. Aslında çok keskin, zeki bir mizah vardır.

Çok basit bir şekilde Orhan Veli’nin

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada

Nasırdan çektiği kadar, diye ayak nasırına yazdığı şiiri de mizahın sanatın içine sinmiş göstergelerinden biridir.

 

-Vanilla Sky’da isan bilincinin oluşturduğu korku yüksek bir form sembolüyle karşımıza çıkar. Ve biz karakterin bu yükseklik korkusuyla bu ölüm korkusuyla ne yapacağını merak ederiz.

-Matrix ise kırmızı ve mavi hapla, aslında iradesini kullanma cesareti ve hayatına sahip olmasının sembollerini seçenekler sunar.

                                                          2.BÜLTEN

Karikatür ve Mizah Müzesi’ni gezmeden önce çocuklara hem ön çalışma olması açısından hem de kültürdeki mizah unsurlarını görmelerini kolaylaştırmak için şöyle bir etkinlik yapılabilir:

Kültürümüzdeki tüm mizahi tipler bugün bir sınıfta ders işliyor olsaydılar nasıl olurdu, gibi bir sorunun peşine takılarak bir etkinlik hazırlayabiliriz. Önce metin çalışması, sonra drama destekli bir çalışma yapabiliriz. Hacivat’ın sınıf başkanı olduğu, Karagöz2ün okula hep geç kaldığı, Keloğlan’ın en arka sırda durmadan türkü söylediği, Nasreddin Hoca’nın hazırcevap bir öğrenci olarak boy gösterdiği bir sınıf ortamı hazırlarız.

Böylece çocuklar mizahı; metin,tarih, folklor ve dramayla birleştirerek anlamış olurlar.

Yerel unsurların sanat içinde ve çocuk etkinlikleriyle beraber verilmesi noktasında harekete geçmiş oluruz. Faruk Nafiz’in ‘Sanat’ şiirinde verdiği gibi:

Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek

Bizim diyarımız da binbir baharı saklar

Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek

İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SİRKECİ GARI

SULTANAHMET CAMİSİ

OKURYAZARLIK NEDİR?