BOZDOĞAN KEMERİ

 

                                                                      BOZDOĞAN KEMERİ

                                                                                Bülten

 Bozdoğan Kemeri ya da bütün dünyada bilinen ve kabul gören orijinal adı ile Valens Su Kemeri Romalılar tarafından İstanbul’da yapılan yapılan su kemeridir. Roma imparatoru Valens tarafından 4. Yüzyılın sonlarında tamamlanmıştır. Farklı dönemlerde Osmanlı sultanları tarafından restore ettirilen su kemeri; şehrin önemli tarihi eserlerinden birisidir. Orta Çağ’da kentin su ihtiyacını karşılayan su kemerlerinin en önemlilerindendir. Roma İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde farklı süreçlerden geçmiştir. Kemerle ilgili çocuklarla şöyle bir etkinlik yapılabilir:

 Büyük bir karton yahut mukavvanın üzerine Bozdoğan Kemeri’nin iskeleti çizilir. Daha sonra üzerine yine çizimlerle tuğla ve taş görüntülerini oluşturacak bölümler yapılır. Çocuklara bu kemeri kendilerinin oluşturabileceği söylenir. Çocukların ellerine geçidin üzerindeki taşları örtecek büyüklükte kağıtlar verilir. Bu kağıtlara ‘su,susuzluk, doğa ve çevrenin ‘ korunmasıyla alakalı sloganlar yazılması istenir. Çocuklar kendi düşündükleri bir cümleyle ellerindeki kağıdı Bozdoğan Kemeri’nin üzerine yapıştırarak geçidi yeniden inşa ederler. Fiziksel anlamda bu kemer mevcuttur. Burada yapılan çalışma ise doğayı koruma bazlı bir hayatı sembolize edecektir.

Bozdoğan Kemeri’yle ilgili etkinlik yaparken özellikle su’yu tema olarak aldığım noktalara değinmek istiyorum.

-Genç ve yetişkinler için ilk etapta Necip Fazıl’ın dizelerini vererek başlayabiliriz:

‘Kainatta ne varsa suda yaşadı önce

Üstümüzden su geçer doğunca ve ölünce’

-Vermek istediğim diğer bir eser de ‘Ferhat ile Şirin’ hikayesidir. Ferhat ile Şirin Anadolu’nun hemen hemen her bölgesinde hem hikaye olarak anlatılır hem de efsaneleşmiş bir şekilde yaşamaya devam eder. Anadolu’da Şirin tepelerine ve Ferhat mağaralarına rastlarız. İran edebiyatında da bu hiakyenin önenmli bir yeri vardır. Firdevsi Şehname’de bu hikayeye yer verir. Hüsrev-ü Şirin adıyla bilinen hikaye Divan edebiyatı içinde de önemli bir yer edinmiştir.

Hikaye Şirin’in güzelliği ve Ferhat’ın da sabır ve tahammülü üzerine şekillenmiştir. Sonsuza kadar devam edecek olan güzel bir aşk hikayesidir.

Halk hikayelerinde var olan yineleme kuralı; ayrıntıya inme tekniğinden yoksun,kısa olan hikaye için anlatıcının etkin bir yol bulma çabasıdır.

Yineleme tekniği Ferhat’ın hikayenin iki noktasında iki dağ delmesiyle kendini gösterir. Birinci olay Şirin için yapılan köşk tamamlanınca cariyelerin bir su kaynağı bulması,Mehmene Banu’nun bu kaynağı köşke kadar akıtması için çabaya girmesi durumudur. İkinci  olarak dağ ile imtihanı ise Hüsrev Şehzade’nin Şirin’e aşık olmasından sonra Ferhat’ı ortadan kaldırmak için delinmesi imkansız olan dağa Ferhat’ı yönlendirmesi durumudur. Bu yineleme motifi dağ-su bağlantısıyla verilir.

(Makale-Mehmet Emin Bars-Olrik’in Epik Yasaları Işığında Ferhat ile Şirin Hikayesi)

-Tolunay Bayram’ın Mezopotomya ve Levant’ta Suyun Tarihi ve Susuzluk yazısına bakacak olursak:

Yerkürenin varlığı bir anlamda suya dayanmaktadır. Dünyanın dört bir yanında var olmuş bütün topluluklar suyun varlığına paralel olarak bulundukları bölgelere yerleşmişlerdir. Suyun kullanımı bu toplulukları varlık ve yokluk boyutunda etkilemiştir.

Mitler; su, suyun tarihi, suyun kontrolü ve barajlar anlatıldıktan sonra mitler konusuna geçiliyor. Mezopotomya tarihi boyunca suyun önemi asla bitmemiştir. Sümerlilerden sonra Akad, Asur, Babil ve nicesi için suyun kontrolü kusursuz en kritik konulardan biriydi.

Nuh Tufanı; suyun kontrol edilemediği büyük bir sele dayandırılmış bir mitos;Babil’in Asma Bahçeleri ise suyun kontrollü kullanımı noktasına gönderme yapmaktadır.

Palmira Antik kentinden bahsedecek olursak; hemen çölün artasında bulunmakta buna rağmen büyük bir kent olma özelliği göstermektedir. Esasen sadece bir su kaynağı bulunan, çölün ortasındaki bir kent için bu oldukça zordur.

Yapılan arkeolojik çalışmalar suyun bu dev kente nasıl taşındığı ve şehrin bu su ile nasıl beslendiğini gözler önüne sermektedir. Şehir tek bir kaynaktan besleniyor gibi görünmekle birlikte etrafındaki kırk kilometrelik bir alandaki hemen hemen tüm su kaynaklarını kullandığı bilinmektedir.

Suyun önemine dair başka güncel bir örnek ise Doğu Akdeniz kıyılarında yaşanmakta. Filistin topraklarında devlet kuran İsrail; suyun önemini en iyi bilen devletlerden biri. 60’larda yaşanan 6 Gün Savaşları’ndan İsrail’in en büyük kazanımı Ürdün Vadisi2nin su kaynaklarının çıktığı Golan Tepeleri2ni ele geçirmesidir.

 

-Bizim ayrıca ‘su gibi aziz ol’ duamız vardır. Onun gibi hayat veren ve vazgeçilmez olun,denmek istenir.

-Su Kasidesi ise Fuzuli’nin suyun önemi ve insanın suya muhtaçlığı ile Hz. Muhammed’i anlattığı ve sembolize ettiği eseridir.

-Yine su temasını anlatmak için Necati Cumalı’nın ‘ Yaz’ını verebiliriz.

-İlk gençlik dönemine hitap eden benim yazdığım ve Otantik Kitap’tan çıkan Gizemli Kitap isimli eserimde günlük hayatın rutininden sıkılan çocukların olimpiyatlarda çalacak olan bando takımının seçmelerine katılmaları konusu üzerinde şekilleniyor hikaye. Fakat burada onların hiç beklemediği bir şey oluyor. Okulun bando odasında gizemli bir kitap buluyorlar. Bu olimpiyatlarda özel bir görevleri olduğunu, bir kaosu önleyebileceklerini öğreniyorlar. Bu kitap onları Türk mitolojisi Ak Ana’ya kadar götürecektir. Çocuk böylece mitolojimizde hangi karakter olduğunu ve anlamını araştırmaya başlayacaktır. Türk,Tatar, Altay, Yakut , Çuvaş mitolojilerinde denşz tanrıçası olarak görülür. Ayrıca Yaratılış Destanı2nda da :

Bir Ak Ana var idi, yaşardı su içinde, şeklinde geçer.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SİRKECİ GARI

SULTANAHMET CAMİSİ

OKURYAZARLIK NEDİR?