NURUOSMANİYE CAMİSİ
NURUOSMANİYE
CAMİSİ
Bülten
Camiyle ilgili etkinlik yaparken bu metinde özellikle
dil gelişimini ve bizim sanatımızı ifade eden kapı ve tokmak yazılarından
bahsetmek istiyorum. Burada bir cümle olarak gördüğümüz şeyin mana olarak
derin, yol gösterici ve yılların birikimini gösterecek nitelikte nasihat verici
olduğunu görmek güzel.
Caminin kapı tokmağında :’Bize hayırlı kapıları aç.’ Yazıyor. Bu bir eşya ile manayı
birleştirdiğimiz, bu bizim eylemimizin,hayatımızın,yolculuğumuzun anlamla
bütünleştirdiğimiz değerlerinin göstergesidir. Kapalı Çarşı Nuruosmaniye kapısı
üzerinde de şu cümle yazmaktadır:’Başkasına
yük olmamak için çalışıp çabalayan, kendi emeğiyle kazandığını yiyen kişi Allah’ın
muhabbetine mazhardır.’ der.
Bu iki cümle camiyle ilgili gördüğümüz şey bize
din,kültür okuryazarlığı, sosyal hayat hakkında ve hatta ‘cümle ve anlam’bazında
düşündüğümüzde dil okuryazarlığı da dahil pek çok konuda referans olmaktadır.
Biri niyet ve dua; diğeri eylem ve çabayı gösteren
cümlelerdir. Bu iki cümle yaklaşık yüz metre uzaklıkta bulunmakta ama bize
derin anlamlar vermektedir. Ben de özellikle bu cümleden hareket ederek ‘emek’üzerinde
durmak istedim.
İlk olarak çocuklara bir eser önermek istiyorum. Eser Andy Mulligan’ın ‘Çöplük’ isimli eseri.
Hikaye hiçbir şeyi olmayan üç çöp toplayıcısının para
ve gücü elinde tutan yozlaşmış dünyaya açtıkları savaşı anlatıyor. Yirmi beş
dile çevrilen ve beyazperdeye uyarlanan yoksulluk,umut ve rastlantıyla ilgili
unutulmaz bir hikayedir bu. Hikayede emek kavramının izini süreriz. Ve aynı
zamanda eleştirel okuryazarlık örneklerinden biri olduğunu söyleyebiliriz
eserin.
‘Kendime soruyorum. Ne öğrendin Olivia? Behala çöplüğü
sana ne öğretti? Ve seni nasıl değiştirdi?
Galiba bana herhangi bir üniversitenin
öğretebileceğinden fazlasını öğretti. Değerler, erdemler var tabi. İlişkiler,
güven,aşk… Bunlar çok önemli. Fakat ne yazık ki para çok daha önemli.’Eser adlında
bu düşüncenin tersi bir işleyişle yaşam mücadelesi ve meke tarafından hayatı
irdeliyor. Yani eser ‘değer’kavramı üzerinde bizi bizi düşündürmeyi aöaçlıyor.
Fakat yine de eser ağır olduğu için çocuğun gelişim dönemi veya duygusal yönden
gücü açısından öncelikle ebeveynlerin okuyup karar vermesi gereken bir yapıda.
-Yine bir hayatın inşasını gördüğümüz ‘Yukarı Bak’animasyon filmini de
çocuklara önerebiliriz.
-Genç ve yetişkinler içinse ‘ Sanatçı Gibi Düşün’ (Will
Gompertz’in) yer almış günümüz seramik sanatçılarından Teaster Gates’i
örnek verebiliriz. Çünkü emek kavramı üzerinde bizi düşündürecek olan
isimlerdendir. Hem Çöplük kitabıyla bağlantı kuracağım hem de üzerinde emek
noktasında düşünebileceğimiz bir sanatçıdır.
Enkazdan sanat yapıyor. Onun hikayesini şu şekilde
verebiliriz:
Teaster seramiklerini sergilerken dikkat çekmek için
kendini var olmayan Doğulu bir seramik sanatçısı olarak tanıtmıştır.
Nihayetinde tanınmış beyaz seramik sanatçılarının olduğunu biliyordu. Bu
anlamda siyahi olarak şansı olmadığını düşünüyordu. Sanat eseri bu şekilde
dikkatleri çekti. Ayrıca olumsuz anlamada tepki de topladı. Ancak o; bir
kavramsal sanatçı ve mit yaratıcısı olarak belirdi. Güney Chicago’da
çalışmalarına devam etti. Orayı insanlar dip olarak tanımlıyorlardı. Oraya
taşınmayı bile düşünmüyorlardı. Ancak Teaster konumunu bu mahalleyi geliştirmek
için kullanmak istiyordu. Orada Robin Hood’a yakın bir karakter haline
gelmişti. Sanatçı yönüne bir şekilde dikkat çektikten sonra buradaki sokaktan
aldığı parçalarla sanat eserlerini oluşturmaya başladı. New Yorker dergisindeki
yazısında:
‘Bir yangın hortumu parçasının veya eski bir tahta
parçasının insanları bu nesnelere yüzbinlerce dolar harcayacak kadar
heyecanlandıracağı hiç aklıma gelmezdi, der.
Ama orada insanlar hikayeye, arka plandaki emek ve
niyete harcama yaparlar. Çünkü Teaster kazancını yine o coğrafyaya harcar.
Orada yaşayan insanların müzik dinlemek için kullanacakları Dinleme Evi,
Kütüphane niteliğinde Arşiv Evi ve bir de Siyahi Sinema Evi kurmuştur. Teaster’in
bu popülerliğinin kaynağı onun tabiriyle:
Eski moda ömür törpüsü sıkı çalışmadır. Burada işte o
emek noktasının güzelliği ve önemi kendini gösteriyor.
Onun için emeğin önemli bir yeri vardır. Dijitalleşmiş
dünyamızın tümüyle tüketime dayanan doğası, özellikle de endüstriyel sanatlarda
çalışanları önemsizleştirme biçimi yüzünden onu ambale eder.
Thester:
‘Emeği daha duyarlı ve daha fazla beceri içerir bir
noktaya taşımalıyız. Bu değerleri geri getirmeliyiz. Emeği tekrar saygın
kılmalıyız, diyor.
Thestar:
‘Bir sanatçının gücünün de bir anı paraya çevirme
değil, sanatçıların sahip olduğu gerçek gücün dünyayı değiştirme kapasiteleri’
olduğunu düşünüyor.
-Bu konuda bununla çok bağlantılı olan Türk
edebiyatının usta isimlerinde Adalet
Ağaoğlu’nun ‘Karanfilsiz’hikayesini vermek istiyorum. Kamyon kasalarını
boyayan karakterimiz ve zanaatkarlık anlatılır. Hikayede:
‘Babası fırçayı eline verirken:
-Gönlüne göre yap, başka şeye kulak asma, demişti.’
Kamyon kasalarını boyayan karakterimizin yanına bir
kaportacı gelir. O her geldiğinde ‘İş mi bu senin yaptığın?’ diye emeği
küçümser. Ve orada bir söz geçer:Coşkusu yırtılır diye ürküyordu. El değmiş
coşkuya yama vurulmaz. ‘
Kasaları atölyede tabancayla tek renk boyama ve bir
günde sanatsız, estetiksiz altı kasa çıkarma noktası vurgulanır devamında.
Şöyle bir bölüm de vardır(kasa yaparak para kazanması
tavsiye edilince yazılan)
‘Kasa yapmasını bilmiyordu. Kasaları süslemesini
biliyordu. Gönlünün karanfillerini…’İşte biz de hayata emek vereceğiz. Kim ne
derse desin gönlümüzün karanfillerini boyamaya devam edeceğiz.
Gülten
Akın’ın da dediği gibi
‘Ah kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya’
Durup bir kapı tokmağındaki yazıyı anlamaya
çalışacağız, emek vererek kendi hayatımız içinde de durup ince şeyleri inşa
edeceğiz.
İşte çocuklar için burada bir etkinlik verebiliriz.
Kamyon kasası görsellerine Adalet Ağaoğlu’nun gönlünün karanfillerini çizip
boyatabiliriz.
Yorumlar
Yorum Gönder