FİRUZAĞA CAMİSİ

 

                                                        FİRUZAĞA CAMİSİ

                                                                   Bülten

Firuzağa Camisi İstanbul’da Sultanahmet at meydanında bulunan camidir. 1491 2. Bayezıd’ın hazinebaşısı Firuzağa tarafından yaptırılmıştır.

Burayla ilgili olarak özellikle üzerinde durmak istediğim şey minaresinin –kıbleye göre sol arka tarafta yani esas olarak cami mimarisinin ters yönünde olması durumudur. Bununla ilgili olarak iki rivayet anlatılmaktadır:

1-Cami yapılırken bugünkü Sultanahmet Meydanı dediğimiz yer o zamanlar büyük çoğunluğunu Rumların oluşturduğu bir yerdi.

Bundan kaynaklı minare Rum kesiminin daha az etkilenmesi düşünülerek karşı istikamete yani sol tarafa yapılmıştır.

2-Bir diğer rivayete göreyse Firuzağa Camisi Mekke’de yapılan ilk cami örnek alınarak ona uygun şekilde yapıldığı için minaresi soldadır.

Tarih okuryazarlığı ve mimari okuryazarlık için ve bunların ötesinde eleştirel okuryazarlığı da esas alırsak bir yapı üzerinde düşünmemizi sağlayan noktalardandır.

Ben buradan hareketle özellikle yapıların yorumlanması ve anlamlandırılmasını esas alan bir içerik hazırlamak istedim.

Çocuklarla ilgili etkinliğe geçerken Naom Chomsky’nin bir sözüyle başlamak istiyorum:

‘Dünyayı değiştirmek istiyorsanız onu anlamaya çalışmalısınız.’İşte bu yüzden çocuklarla hayatı yeniden anlamlandıracakları bir kitap ve bu kitaba bağlı olan bir etkinlik üzerinden gitmek istedim:

Andrew Norrıs’in ‘Kontrol Z’ kitabı öncelikle çocuklara okutulur.

Alex’e amcasından gelen eski bir bilgisayarla onun zamana yolculuk yapmaya, orada da hatalar yapmaya ama bununla birlikte de hayatı anlamayı anlatır. Tarih, sanat ve yapılar hakkında yorumlar yapmak, bu net olmayan bilgiler etrafında düşünmek çocukları geliştirir.

Kitabın bir yerinde şöyle bir diyalog geçer:

‘Alex’in kafası biraz karışmıştı. Sanki hata yapmak iyi bir şeymiş gibi söylüyorsun, dedi.

-Böyle söyledim, çünkü hatalar yapmak zorundayız Alex. Hepimiz ancak böyle öğreniyoruz.’der.

Çocukların fikirlerini, yorumlarını, hata yapma kaygısına düşmeden ifade edebilmelerini sağlamalıyız. Bu cami ve kitaptan hareketle de çocuklarla şöyle bir etkinlik yapabiliriz:

Çocukların tarihte yolculuğa çıktığını hayal etmelerini isteyerek caminin yapıldığı dönem ve minarenin ters yere yapılmasıyla ilgili bir öykü yazmalarını isteyebiliriz. Böylece çocuklar bir yapı üzerinde eleştirel düşünebilmenin ilk adımını atarlar. Bu, onları bilimsel araştırmalara yönlendirecek temeli de oluşturur.

-Yetişkin ve gençler için Şevket Rado’nun ‘Eşref Saat’te ‘Faydalı Bir İş Görmek Zevki’yazısı vardır. Orada şöyle bir bölüm geçer:

‘Sabah akşam işinize gidip gelirken yollarda bir binayı el birliğiyle yükseltmeye çalışan birçok inşaat işçisi görürsünüz. Bütün bu insanlar faydalı bir iş yaptıkları kadar bir eser vücuda getirmeye iştirek ettikleri, yapılan çorbada tuzları olduğu için mesutturlar. İnşaat biter. Bina meydana çıkar. İşçiler hesaplarını görüp başka bir inşaatte vazife alırlar. Fakat fırsatı düşüp evvelce yapmış oldukları binanın önünden geçerken orada bir duvar örmüş, bir sıva yapmış veya sadece temel toprağını çıkarmış bile olsalar ‘bu binayı ben yaptım.’diye iftihar ederler. İşin garip olan tarafı da bir binanın hakikaten kimin tarafından yapılmış olduğunun bilinmemesidir. Mal sahibi onun kendi eseri olduğuna inanır. Mühendis veya mimar ‘ben yaptım.’ der. Halbuki duvarlarını yükseltmiş olan duvarcılar, betonlarını dökmüş olan beton işçileri, döşemelerini çekmiş, kapılarını, çerçevelerini takmış olan marangozlar, damını örtmüş olan çatı işçileri,binaya göğüslerini gere gere kendi eserleri olarak bakmaktadırlar.’der.

O yüzden bir yapı onun fiziksel inşasında ortaya çıkan faydalı olma ve sahiplenme hissiyle büyür. Tarihsel sürecin bir emaneti olarak bize ulaşır. Biz de onun üzerinden yeniden bir inşa etme çabasına girişiriz. Bizim inşa çabamız fiziksel olmasa da Chomsky’nin sözünde olduğu gibi anlama ve bu tarihsel yapıyı çözümleme noktasında olacaktır. Elbette bir yapıyı bu şekilde çözümleme, edebi açıdan sanat açısından değerlendirme yahut inşa etmek çok da kolay değildir. Sylvia Plath’in Sırça Fanus’unda :

‘Annem kimsenin yalnızca edebiyat okuyan birini istemeyeceğini söyler dururdu.’ Ve ‘Kendimi koşu yolu olmayan bir dünyada yaşayan bir yarış atı gibi hissediyorum.’ Cümlelerinde bahsettiği: o yol bulamama hali, anlamlandırma sıkıntısı, yeni bir bakış açısıyla mevcudiyet kazanma hissi gerçekten zordur.

-Tezer Özlü’nün ‘Diskotek Brazil’ öyküsünde bir şehrin bulvarının tasviri şu şekilde yapılır:

‘Mağaza, mağaza, mağaza… Köşede ya da yapılar arasında sıkışmış bir kahve. Gene mağaza, daha büyük bir mağaza, karşı kaldırımda ünlü büyük mağazalar ve gene bir kahve, gene mağaza.’diye tasvir ettiği bir bölüm vardır. Bu aslında bize meydana baktığımızda Ayasofya,hipodrom, Alman Çeşmesi, Sultanahmet, Firuzağa Camisi gibi çok kıymetli yapıları değerlendirmenin; artık günümüz yapılılaşma anlayışından uzak, derinlikli, sanat ve kültürün kaynağı noktaların tespit edilmesi gerekliliğini gözler önüne serer.

-Sanat ve edebiyatla yapılara şehirlere gerçekleştirilen yolculuklar anlatılır. Böylece yapı ve şehir edebiyatçının ve sanatçının bakış açısıyla yeniden anlatılır.

Örneğin ‘Paris’te Gece Yarısı’ filmi bu yolculuğu anlatır.

Bir yapının, evin farklı yıllardaki haliyle ilgili olarak fantastik bir kurgunun oluşturulduğu Göl Evi filmi de önemli eserlerdendir.

Sandra Bullock ve Keanu Reeves’in başrollarini paylaştığı filmde bir ev üzerinden zaman okuması yaparız. Evin kapısı, posta kutusu, boyanmış yüzeyde köpeğin koşarken bıraktığı izler… İşte biz de eleştirel okuryazarlığı kullanarak kişinin aktif olarak katıldığı yeni öğrenim süreçleriyle yapılar hakkında konuşabiliriz.

Firuzağa Camisindeki sol arka kısım minaresi bizim kafa yorup yorum yapma ve anlama sürecimizi aktifleştirir.

Böylece görsel okuryazarlığı, sanat-kültür okuryazarlığını ve eleştirel okuryazarlığı uyguladığımız bir etkinlik yapmış oluruz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SİRKECİ GARI

SULTANAHMET CAMİSİ

OKURYAZARLIK NEDİR?