2. ABDÜLHAMİT ÇEŞMESİ

 

 

                                                                2.ABDÜLHAMİT ÇEŞMESİ

                                                                                Bülten

İlk olarak bu konuyla ilgili kavramları anlayabilmemiz adına Yılmaz Önge’den bir yazı ile çeşme,sebil ve şadırvan terimlerinden bahsedeceğim:

Lügatlarda kısava ve genellikle göz gibi olan delik ve bu delikten çıkan su manası ile izah olunan çeşme kelimesinin Anadolu’da ne zamandan beri kullanıldığı ayrı bir araştırma konusudur.

Farsça göz manasına gelen bu kelimenin bilhassa 14. Yüzyıldan itibaren dilimize yerleşerek kitabelerde ve yazılı metinlerde değişik terkipler halinde kullanıldığı bilinmektedir. Çeşme-i dilkuşa, çeşme-i ab-ı zülal, çeşme-i revan, çeşme-i rana, çeşme-i kevser, çeşme-i hayat gibi Arapça ve Farsça kelimelerden yapılmış terkipler Osmanlı devri çeşme kitabelerinde sık görülür. 13.  Ve 14. Yüzyılda çeşme kelimesi yerine yine göz manasına gelen ayn tabiri kullanılmaktadır.

Kitabelerinde genellikle ‘ayn’tabiri isimlendirilmiş çeşmeler azdır. 1278 yapımlı Bolvadin Alaca Çeşme buna örnek olarak gösterilebilir.

Daha sonraki dönemlerde ayn tabirinin çeşme kelimesinin yanı sıra kullanıldığını görüyoruz. Mesela Tokat’ta Müftü Mahallesindeki 1595 tarihli çeşme buna mukabil 1593 tarihli Hacı Mahmut Çeşmesindeki ayn kelimesi; yine Tokat’ta 1652 tarihli Eski Kasabahane Çeşmesinin kitabesinde de ayn sözcüğü geçmektedir.

-Sebil; Esad Arseven Sanat Ansiklopedisinde yol anlamına gelmektedir. Yuvarlak, üstü kubbe ile örtülmüş, küçük bir odacık şeklinde olup cepheleri büyük pencere şeklinde açıktır.

Etimolojik olarak yol, rota ve aynı zamanda ahlak veya din yolu olarak da kullanılmaktadır. Sebil etmek; aşırı harcamak, ziyan etmek anlamına da gelir. Daha sonra bu tabir Allah rızası için yapılmış çeşme, şadırvan ve kuyular için yani su mimarisi için her devirde kullanılmıştır.

Şadırvan ise (Zeki Pakalın- Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri) etrafında bulunan müteaddit musluklardan ve bir fıskiyeden su akan havuz tarzında kubbeli çeşme adıdır. Cami avlularında halkın abdest alması için kullanılırdu.

Bu arada bu terimler dışında ölçü birimi olarak lüle, masura, çuvaldız ve hilal de kullanılmaktadır. Suyu maksemlerde ölçmeğe mahsus küçük boru şeklindeki parçaya lüle denir.  Buna aynı zamanda hilal de denir. 1 Lüle 4 masura; her masura 4 çuvaldız şeklindedir.

Tüm bunları anlattıktan sonra çocuklarla ilk etkinlik olarak yine sözlük hazırlayabiliriz. Bunlar sebil, çeşme, şadırvan, lüle, hilal, masura ve çuvaldız sözcüklerinden oluşur.

Ayrıca ikinci bir etkinlik olarak da ölçü birimlerini şekille yahut resimle; kartonla 3 boyutlu formlarla yapabilirler.

-Yetişkin ve gençlerin ilk olarak Sezai Karakoç’un ‘Çeşme’ şiirini okumasını tavsiye edebilirim:

‘Ölüydü insanlar

Yalnız yaşıyordu o yatır

Ve o çeşme’der

Yapının canlılığı bu kadar güzel dile getirilebilir. Hayat nabzı olan ve nefes alan bir formdur. Çeşme akışıyla  bir şehri toplumsal bir işleyişi ve kültürü ifade eder.

Faruk Nafiz’in ‘Çoban Çeşmesi’ şiirini verdiğimiz zaman orada Türk halk hikayelerinde aşk başlığı altında verdiğimiz tüm hikayelere değinir. Kerem, Aslı, Ferhat, Şirin, Leyla ve Mecnun’u verir. Ve bunları anlattıktan sonra:

‘Ne şair yas tutar ne aşık ağlar

Tarihe karıştı eski sevdalar

Beyhude seslenir beyhude çağlar

Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi, der.

O da Sezai Karakoç’ta olduğu gibi çeşmeyi canlı bir özelliğe sahip unsur olarak veriri bize. Burada Faruk Nafiz’in verdiği dize eski aşkların büyüklüğü konusunda beni bir taraftan Birhan Keskin’in şiirine götürüyor.

‘Onu sevebileceğinin en yücesiyle sevdin

Titreme daha fazla kalbim

Bağışla kendini artık

Onu da bırak gitsin

Bırak gitsin

O senin ezel gününden kaderinsen onu nasılsa bin kere daha  seveceksin.’

Çeşmeyle ilgili olarak Hasan Ali Yücel’in ‘Adsız Çeşme’isimli şiiri vardır.

‘İyilik bir su bırak aksın

Gönül denen bu çeşmeden

Sen de öyle yapacaksın

Hiç karşılık beklemeden

Su yerine iyilikle dol

Yavrum adsız bir çeşme ol’

Türkülerde de geçer çeşme:

Çay benim çeşme benim

Aman derdimi deşme benim

Hakikatli yar isen

Aman önümden geçme benim’

Çeşme veya su özellikle halk edebiyatında aşıklık geleneğinde de önemli bir yer tutar.

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SİRKECİ GARI

SULTANAHMET CAMİSİ

OKURYAZARLIK NEDİR?