BEYAZID SAHAFLAR ÇARŞISI
BEYAZID
SAHAFLAR ÇARŞISI
Bülten
Mustafa Bozdemir(Osmanlı’dan Cumhuriyete Endüstriyel
Mirasımız-İTO-2011,sayfa 55-56)
Sahaflar Çarşısının kuruluşu Kapalıçarşı’nın açılışına
kadar gider. Kapalıçarşı 1460’da kurulduğunda medrese çevresindeki sahaflar da
biraraya toplanmış ve Sahaflar Çarşısı meydana getirilmiştir. 1894 yılındaki
depreme kadar faaliyet gösteren çarşı depremden sonra Hakkaklar Çarşısı’nın
yerine yani bugünkü mekanına taşınmıştır. Evliya Çelebi Sahaflar Çarşısı2nda
elli dükkanın bulunduğunu ve ulemaya hizmet eden sahaf sayısının ise üç yüz
olduğunu yazmaktadır.
Çarşı 1950’deki yangında harap olmuş ve binlerce yazma
eser yanmıştır. Yangın sonrasında çarşı bugünkü haline getirilmiştir.
-Sahaf sözcüğü genellikle ‘kullanılmış eski kitap alıp
satan kitapçı’olarak tanımlanabilir. Bu açıklamayı biraz daha genişletecek
olursak eski, artık basımı yapılmayan ya da ikinci el dergi ve kitapların
alınıp satıldığı veya başka bir kitapla değiştirildiği küçük işletmeler
ile u mesleği yapanlardır.
Sözcük Arapça kökenlidir. Kağıt veya kitap tüccarı
sözünden alıntıdır.
Bir hafta önce kütüphaneler haftası olduğu için okuma
zevki, düşkünlüğü ve sevgisi hakkında bir içeri oluşturmak istedim. Bunun da elbette
başlangıç noktası sahaflar, kitapçılar ve kütüphaneler olacaktı. İki farklı
kütüphanede video ve çok daha fazla kütüphanede yazılı içerik hazırladım. Bu
yüzden bu defa içeriğim sahaf olarak belirledim.
-Kitap sevgisi ve okuma alışkanlığıyla ilgili olarak
çocuklara iki eser tavsiye etmek istiyorum. Bunlardan biri özellikle okumanı ve
dili korumanın çocuklara önemini kavratarak çocukların daha çok bilişsel ve
davranışsal gelişimine hitap edecek bir kitap. Feyza Hepçilingir’lerin ‘Of!Dilim’
isimli eseri.
Eser kurmacanın içinde bize sözcüklerin önemini
anlatır. Arka kapak yazısında çok güzel bir soru geçer. Kitabın kahramanı
okumayı öğrenmiştir. Ancak dışarıda gördüğü yazıları okuyamadığı için ablasına
alay konusu olur. Sonra şu şekilde bir soru sorulur:
‘Neden, okumayı öğrenmemiş mi?’
Bu kitap bize insanların kendi dillerine
yabancılaşması konusunda düşünmeyi gösteriyor.
Burada yine dilbilimci Chomsky’den bahsedebiliriz. O
dilin derin ve yüzey anlamdan oluştuğunu anlatır. Yani dil sadece ve bu sözcük
bağlantılarıyla ihtiyacımızı karşılayacak özellikleriyle sınırlı değildir. Aynı
zamanda bilişsel gelişimi, şuuru besleyecek ve insanın gelişimine katkı
sağlayacak bir özelliği de vardır.
-İkinci kitap olarak çocuklara vereceğim eser Ahmet
Ümit’ten ‘Masal Masal İçinde ‘ olacak. Bu da duyuşsal olarak bizi bir serüvene
dahil edecek niteliğe sahip.
İlk verdiğim kitap Yani ‘Of!Dilim’ dilin önemi ve
bilinç üzerinden okumanın önemini anlatırken ikinci verdiğim kitap yani Ahmet
Ümit’ten ‘Masal Masal İçinde’ hikaye anlatıcılığı açısından değerlendirme
yapmamızı sağlamaktadır. Burada Doğu’ya has masal geleneğinin Batı’nın çok
katmanlı kurgu anlayışıyla bir araya getirildiğini görüyoruz. Hikaye anlatıcılığı
insanlığın başlangıcından itibaren çok önemli bir yere sahiptir. Destanlar,
mitler, masallar , efsaneler, dini öyküler hepsi bunu destekler. İşte ben bugün
hem dil gelişimi hem de kurgunun gücünün önemini yani kavratacak iki eser
verdim. Biriyle daha öğretici yönde gelişecek diğerinde de bir masal kurgusunda
kaybolmayı öğrenecekler.
-Yetişkinler için Montaıgne’in Denemeler’indeki ‘Kendimizi
Anlatabilmek’ yazısından bir bölüm vermek istiyorum:
‘Plinus’un söylediği gibi herkes kendi için bir
derstir. İnsan kendisini yakından görmesini bilmeli. Benim yaptığım
bildiklerimi söylemek değil. Kendimi öğrenmektir. Başkaına değil; kendime ders
veriyorum. Ama bunu yaparken başkasına anlatmakla kötü bir iş yapmıyorum. ‘
‘Ruhumuzun ele avuca sığmayan derinliğini gözlemek,
onun bilinmeyenlerine kadar inmek, farklı hallerindeki inceliklerini ayırt edip
yazmak, düşünülenden daha zor bir iştir. ‘
Yani yazmak, herkes ve her şeyden ziyade insanın
kendini görmesi adına önemlidir. Kitaplar da bizim için bu anlamda önem taşır.
Jean Paul Sartre’ın otobiyografik eseri olan ‘Sözcükler’kitabından
şöyle bir anı verebiliriz:
‘Bir gün annemden Madame Bovary’i okumak için izin
istemiştim. Annem en ezgili sesini takınmıştı:
-Ama benim sevgili yavrum, bu yaşta bu tür kitaplar
okursan büyüyünce ne yapacaksın acaba, diye sorar.
Onları yaşayacağım, diye cevap veriri Sartre da.
-Fransız yazarlardan bahsettiğimize göre bir de bu
konuya Anais Nin’in bir alıntısıyla devam etmek istiyorum:
‘Beni yıkılmaz yapan şey, Henri’yi yıkılmaz yapanla
aynı. İkimizin de özünde bir yazar yatıyor, insan değil.’
‘Hayatta nadiren doğal olmama şaşmamak lazım. Neye doğal?
Ruhumun hangi haline sadık, hangi katmanına? Her an be altı ruhtan biri
arasında seçim yapmak zorundayken nasıl içten olabilirim?’ der.
İşte yazan insanın o ruh katmanlarını, okuyan insanın
algısıyla yeniden ortaya çıkacak olan anlamlandırmayı yapmak adına kitaplar
bizim için çok önemlidir.
Kitap aslında birçok filmin de başkahramanı olarak
kendini gösterir. Mesela Gilmore Girls dizisindeki Rory karakteri neredeyse tüm
sezonlarda elinde bir kitapla görünür.
Çok güzel bir blog yazısında tüm kitaplar vardır:
https://frannyninpaltosu.blogspot.com/2015/06/rory-gilmoreun-kitap-listesi.html
Yorumlar
Yorum Gönder