HALI-KİLİM
HALI-KİLİM
Bülten
El dokumacılığı insanların yaşadığı ortamda buldukları
malzemeleri kullanarak doğa koşullarından korunma ve ihtiyaçlarını karşılamak
amacıyla başlamış, yüzyıllık serüven içerisinde gelişerek kültür kimliğimizin
birer parçası olmuştur. Dokunan topluluğun ve dokuyanın gelenek, duygu ve
beğenilerini yansıtarak ortak bellek ürünü olarak kendini göstermiştir.
Bu noktada biraz durmak istiyorum. Nasıl ki insanların
özellikle de bilge insanların hayatı kavrayışları ve bize vermek istedikleri
şey varda tarihteki herhangi bir ürünün de bilgeliği söz konusudur.
Hermann Hesse Siddhartha’da şöyle bir bölüm vardır:
Keşfettiğim bir şeyi söylüyorum sana. Bilgi bir
başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik
yaşanabilir, bilgelik el üstünde tutabilir insanları, bilgelik mucizeler
yaratabilir. Ama bilgelik öğretilemez ve anlatılamaz.
Burada bize imlerin ve yanışların vermek istediği
bilgeliği görmeliyiz.
İm:İşaret ve alamet olarak adlandırılır.
Yanış ise motif demektir. Bu kavramlara ek olarak:
Halı, kilim, zili ve cicim gibi kavramları da
verebiliriz. Dokumaları veya en ve boy bağlamında motiflerin işlenmesi ve
kullanılmaları bakımından farklı nitelik taşımaktadır.
İlk olarak yetişkinler için Nursel BALCI’dan ‘Kültürel
Miras Olan Halı ve Kilimlerdeki Damgalar, İmler ve Anlamları’ isimli çok önemli
bir makaleden bölüm ve bilgiler vermek istiyorum. Lütfen makalenin tamamını
okuyunuz.Kesinlikle geniş kapsamlı ve çok güzel anlatmış.
-Türk dokuma kültürü çok köklü bir geleneğe sahiptir.
Genellikle yer yaygısı olarak kullanılan yanış; yüklendikleri anlam ve mana
açısından önemlidir.
-En eski dokuma örnekleri Türk kültür tarihi içinde
Ural-Altay Dağları bölgesinde bulunmuştur. (MÖ 1700)Dokumaların üzerinde yer
alan damgaların imgelerin örnekleri günümüze kadar devam etmektedir.
-Türklerin MÖ 1200 yıllarında at, deve ve koyunu
evcilleştirdikleri ve bu hayvanların yününden dokuma yapmaya başladıkları
anlatılmaktadır.
-Moğolistan’ın kuzeyinde yer alan Noin Ula kurganında
yapılan araştırmada 25 nolu kurganın üzerinde Hun portresi olan bir kumaş
çıkartılmıştır. Kumaşın üzerinde araştırmacıların yaptığı teknik incelemelerde
dokumada kullanılan tekniğin Çin ve Bizans dokuma teknikleri ile aynı olduğu
belirlenmiştir. (Ögel-1984)
Talas Bölgesindeki Kenkol kurganından çıkarılan erkek
cesedinin üzerinde ipekten dokunmuş bir gömlek deriden yapılmış pantolon
bulunmuştur. Bu kurgandan çıkarılmış kadın cesedinin üzerinde de
kıyafet(deriden pantolon ve mezarda eşyalar) bulunmuştur. İplik yapımında
kullanılan ağırsak da bunlardan biridir. Not:Türklerde ölen kişinin kullandığı
eşya ile birlikte gömülme geleneği vardı.
-Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lügati-t Türk adlı
eserinde yer alan, Türk milletine mensup boy, ocak ve obalarda uygulanan tamga
geleneğinin önemini anlatan şu ifadelere yer verilmiştir:
‘Bir boy ne kadar ocak ve oymaklara ayrılırsa ayrılsın
damgayı muhafaza eder.’der. Bu ifadeden Türk milletine mensup boyların,
obaların, ocakların, damgaların, imlerin, yanışların muhafazasına ve
yaşatılmasına büyük önem verilmektedir.
-Bir yanış örneği vererek konunun daha rahat
anlaşılmasını sağlayabiliriz:
Yıldız yanışı kullanımı MÖ döneme kadar inmektedir.
İlk kez Mısır, Mezopotamya, Anadolu medeniyetlerinde yıldız, ay ve güneşin
ifadesi görülmektedir.
Persler ay ve güneş tasvirlerini Dorius’tan itibaren
paraların üzerinde kullanmaya başlamışlardır.
Eski coğrafyacıların görüşlerine göre dünya yedi
parçaya bölünerek yedi iklim oluşmuştur. Yedi iklim ile yedi gezegen arasında
bağlantı olduğu, her bir mevsimin birer gezegen tarafından yönetildiğine
inanılıyordu. Gök ile yerin birbirinden ayrılmaz parçalar olduğuna inanılarak göksel
olanın yersel yersel olanın göksel muadilleri olduğu düşünülüyordu. Selçuklu
döneminde hemen her sanat alanında yoğun bir şekilde işlenen geometrik bir ağ
içinde tekrarlanarak sıralanan yıldız ve rozet motiflerinin gezegenleri ve
güneş sistemini simgelediği belirtilmiştir.
Mühr-ü Süleyman adı verilen ve Süleyman peygamberin
mühürlü yüzüğünü temsil ettiği belirtilen bir yıldız yanışı vardır. Bu yıldız
yanışı mistik içeriğiyle mükemmelliği, gücü ve asaleti temsil etmektedir.
Türk halı ve kilimlerinde beş kollu, sekiz kollu, on
altı kollu davut yıldızı bulunur. ,Yıldızlarla oluşturulan halı ve
yıldızlardaki kompozisyon zenginliği göze çarpmaktadır.
Türk-İslam kültüründe beş kollu yıldız İslam’ın beş
şartını, sekiz kollu yıldız; dört ana yön ve dört ara yönü, on altı kollu
yıldız ise(iç içe geçmiş durumdadır) tarihte kurulmuş on altı büyük Türk
devletini simgelediği belirtilmektedir.
-Tüm bunlardan hareketle çocuklar için halı ve kilim
sözlüğü hazırlarız:
İm
Yanış
Tamga
Halı-klim-zili-cicim
Ağırsak
Kurgan gibi sözcüklerin anlamını veririz.
İkinci bir etkinlik olarak da çocuklara yanış kataloğu
hazırlatabiliriz.
Simge ve semboller hayat için çok önemlidir. Bununla
ilgili olarak Oruç Aruoba’nın şu dizelerini vermek istiyorum:
‘Yaşamın en küçük şeyleri bile bakım ister. Ufak
ayarlamalar, düzenlemeler, onarımlar…
Ya büyük işleri?
Yaşamın büyük şeyleri yoktur ki… Yaşamın her şeyi
küçüktür,ufacıktır, ayrıntıdır.’
Bu dieler bize semboller ve ufak gördüğümüz şeylerin
yaşam için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Yoko Ono’nun
‘Dilek İşi
Bir nesneyi onar.Onarma sürecinde ruhunun içindeki bir
şeyi de onarıyorsun. Kendi hayatında ya da dünyadaki bir çatlağı düşün. Nesneyi
onarırken onun da iyileşmesini iste.’der. Eğer bu desenler ve anlamlar
önemsenirse hayatın bilgeliği kavranır ve bunlar hiç de öenemsenmeyecek
parçalardır.
-Adnan Binyazar’ın ‘Toplum ve Edebiyat’ kitabında
‘İnsan ve Sanat’ yazısında Fischer’dan bir alıntı yapar. Sanat; insanla dünya
arasında daha köklü bir ilişkiyi açığa vurmaz mı, der. Camus Da etken(insan)ile
edilgen(dünyayı) ele alır. Yaşamın edilgen de olsa sessiz olmadığını söyler.
İşte motifler de edilgen görünür ama sessiz değildir.
-Yine hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığını
anlatan bir film önerecek olsak Casablanca filmini önerebilirim. Burada bir aşk
filmi izler gibi görünür aslında bir mülteci hikayesi izleriz. Ayrıca iki
sevgilinin Fransa’da ayrıldıkları günü anlatan replikte o gün Alman askerlerin
gri giydiği ve sevgilisinin mavi elbisesi konu olarak işlenir. Savaşın
soğukluğu ve sevgi ile özgürlüğün coşkusu bu tezatla anlatılır.
Burada kültür, dil, sembol ve tarih okuryazarlığı işler
olmuştur.
Yorumlar
Yorum Gönder