ZEYNEP SULTAN CAMİSİ
ZEYNEP SULTAN CAMİSİ
Bülten
3.Ahmet’in kızı
Zeynep Sultan tarafından yaptırılmıştır. Barok bir mimariye sahiptir.
Camiyle ilgili bir tema belirlemeden önce bir konuyu
açıklamak ve benim yaptığım çalışmaların ve bu metnin de bu
anlamda bağlantısını kurmak istiyorum.
-Göstergebilim-
Semiyotik
Göstergelerin yorumlanmasını, üretilmesini veya
işaretleri anlama süreçlerini içeren bütün faktörlerin sistematik bir şekilde
incelenmesine dayanan bir bilim dalıdır. Fransızlar semiyoloji terimini
kullanmışlardır. Semiyotik; disiplinler arası bir sahadır. Anlam bilimi,
fonotik, mmarlık, sosyoloji, psikanaliz ve daha birçok bilim dalı ve disiplinin
oluşturduğu disiplinler arası bir disiplindir. Kültürel kodlar, gelenekler ve
metni anlam süreçlerine göre düzenlenmiş işaret sistemleri diye nitelenen her
şey semiyotiğin inceleme alanına girmektedir.
Göstergebilim; anlam üzerine kurulmuş bir bilim
alanıdır. Bu bakımdan bize anlam ileten her şey göstergebilimin alanıdır.
Dil,resim,afiş, mimari,edebiyat, sinema, tiyatro, trafik işaretleri, alfabe ,
işaret dili, jestler ve mimikler bu bölüme girmektedir.
Buradan hareketler Zeynep Sultan Camisi bir tarih,
dönem ve mimari geleneğin yani barok geleneğin bir yansımasıdır. Bununla
birlikte mimari tarzına bulunduğu mekan göz önüne alınarak karar verilmiştir.
Bu özel tarzı ve yapımında kullanılan malzemeler nedeniyle Bizans Kiliselerini
andırmaktadır.
Burada işleyeceğim temayı oluşturan detayı ise şu
şekilde verebilirim:
Kubbe merksezinde Nur Suresi’nin 35. Ayeti yazmaktadır.
Nur, sözcüğünden hareketle içeriğimizi şu şekilde
oluşturabiliriz:
TDK ‘nur’için aydınlık, ışık, parıltı, ziya demiştir.
Gazzali
Miskatü’l Envar’ında bu sözcüğü şe şekilde açıklar:
Sıradan insanlara göre nur, zuhurdan ibarettir.
Görünmek, ortaya çıkmak anlamındaki nur; zuhur da izafi bir kavramdır.
Zuhurun iki ögesi vardır. Işık ve gören göz. Buradan
hareketler hem kendini hem de başka şeyleri gösteren nesneye nur denilmiştir.
Nur ile ilgili olarak eserde ‘hakikate,kaynağa ulaşma’ konularına değinilir. Ancak o sırada
ulaşılan nur, kaynak ulaşan olur. O halde nur; son tahlilde görünme ve gösterme
manasına gelir. Başka şeylere nur isminin mecazen verildiği söylenir. Varlığın nur,
yokluğun ise zulmet karanlık olduğu söylenir. Varlığı ezeli, ebedi, kendi
sebebiyle, kendinden olan Allah’ındır.
Prof.
Dr. Tahsin GÖRGÜN ‘Nur Metafiziği’diyerek bu konuyu şu
şekilde açıklamaktadır:
n-Nur2u görme duyusu üzerinden verirsek
1-Kendi başına gözle görülmeyen ve bir ışığa ihtiyaç
duyan
2- Kendi başına görünmekle birlikte kendisi
aracılığıyla başkaları görülemeyenler . Örn:Yıldızlar
3-Hem kendi başına görülebilen hem de kendisi
aracılığıyla başka cisimlerin görüldüğü varlıklar(güneş,ay, lamba, ateş)
Bu üçüncü grup nur olarak adlandırılır.
Modern fizik de nesne ve ışınlar bağlantısıyla görme
olayını verir. Bir nesnenin görülebilmesi için aydınlıkla birlikte göze de ihtiyaç
vardır. Yani varlığın zuhuru kişilerin duyularının gücüne bağlıdır.
O zaman zuhur etme izafi bir durumdur. Bir şey bir
kişiye açıkken bir kişiye kapalı olabilir. Bu değişkenlik muhatabın
kabiliyetine bağlıdır.
Göz önemlidir. Ancak göz sınırlı görür. Dışı görür,
başkasını görebilir ancak kendini görmez. Göze nazaran akıl daha kapsayıcıdır. Yine
de o da mana ile ilgili şeyleri kavramakta eksik kalabilir.
Bizim bilmemiz gereken varlık, fiziki varlıktan ziyade
toplumsal varlık alanıdır. Varlık alemi fiziksel dünya ile birlikte mana
dünyasıdır. Mimaride de fiziksel varoluş ve bunun yanı sıra mana çok önemlidir.
Zeynep Sultan Camisi fiziksel bir mevcudiyetle anlatılabilir. Bu mümkündür.
Ancak aynı zamanda mana anlamı, üzerindeki bir sure ile değerlendirilmesi
önemlidir. Ayrıca göstergebilimin o çok yönlülüğünü de bu şekilde gözler önüne
serer.
Son olarak Nefesi’nin ifadesiyle Müslümanın vazifesi
kendi varlığı için değil etrafındaki insanların da güvenliğinden sorumlu
olmalıdır, fikrine değinlmiştir. Bu işte başkasını aydınlatmanın manadaki
karşılığıdır.
-Dorian
Grey’in Portresi’nde Oscar Wilde
‘Ama Harry insan salt kendisi için yaşarsa
karşılığında mutlaka müthiş bir bedel ödemez mi?’ der. Bu anlamda kendi ve
başkası için yaşamanın mecazi anlamdaki Nur’un karşılığı olduğunu bilmeliyiz.
-Necip Fazıl
Visal şiirinde
‘Perde perde veralar, ışık başka nur başka
Bir anlık visal
başka kesiksiz huzur başka’der.
Burada ışığın nursa başka olduğunu dile getirir.
-Cahit
Sıtkı da Gün Eksilmesin Penceremden şiirinde:
Ne doğan güne hükmüm geçer
Ne halden anlayan bulunur
Ah aklımdan ölümüm geçer
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur, der.
Ve nur burada yaşam ve umudun sembolüdür.
-Vanilla Sky
filmine baktığımızda ise gerçekliğin yitirilebilmesinden bahseder film. Aydınlık;
özellikle ışıklı son sahnenin bir metofor olduğunu düşünüyorum. Karakterin
kendi içsel dehlizleriyle karanlık noktalarını görmesi ve artık son korkusundan
da uzaklaşması anlatılır. Film neredeyse birçok sahnesiyle mahzen, hücre ve
karanlıkta geçer. Nur ve zuhur etmek; karanlık ve zulmet bir filmin içerisinde
de bu şekilde kullanılır
Sonuç olarak bir surenin içerisinde, bir cami
mimarisinde, bir şiirde veya filmde sadece bir sözcük olarak yerini bulmaz ‘nur’Çok
çeşitli anlam bağları ve gücüyle kendini gösterir.Böylece bizim de bir görsel
okuryazarlık unsurundan sanat ve tarih okuryazarlığı çalışması yapmamızı
sağlamış olur.
Yorumlar
Yorum Gönder