BİLİM OKURYAZARLIĞI-BİLİM ÜSKÜDAR
BİLİM
OKURYAZARLIĞI-ÜSKÜDAR BİLİM MERKEZİ
BÜLTEN
Okuryazarlıkları
incelerken genelde bir unsur veya alan, öğrenim üzerinde birden fazla
okuryazarlığın olduğunu gördüm. Yani mesela bir bina mimari okuryazarlıkla
birlikte tarih okuryazarlığının, zaman zaman da görsel okuryazarlığın hatta
sanat okuryazarlığının da etkisiyle anlatılabiliyor. Yani burada farklı
okuryazarlıklar devreye giriyor. Ancak tüm okuryazarlıkların genel olarak
kişileri bir üst düzey bakış açısı ve değerlendirmeye götürecek şekilde
eleştirel okuryazarlıkla birleştiğini söyleyebilirim. Bilim Üsküdar’ın vizyon
ve misyonunu inceleyerek başladığımız noktada temelde hedefin; öğrencilerin
kendi kendine öğrenebilme, teknoloji kullanabilme, sosyalleşme, grup içinde
çalışma yapabilme, sorgulama eleştirel düşünme yeteneği gibi yetenekler
geliştirmesine katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Aslında bu bina; sadece
mevcudiyetiyle bizi klasik okuma-yazma kavramının yerini alan ‘okuryazarlık’
kavramının örneği olarak karşılamaktadır. Katılım, tek başına-yaparak yaşayarak
öğrenme- sosyal okuryazarlık noktasında aktifleşerek çocukların iletişim
becerilerini geliştirmelerini de sağlar.
Bina ile ilgili olarak ilk önce bizim dil gelişimimize
katkı sağlayacak ve yapının da bir unsuru olan kelimeden bahsetmek istiyorum:
Planetaryum:
TDK’ye göre gök bilimi, gökevi olarak geçmektedir. Bulunduğumuz noktada yani
bilim merkezinde ise detaylı görsel yolculuk adına sadece uzay değil ayrıca
hücre için de aynı uygulamayı bize sağlamaktadır.
Bilim merkezinde ayrıca atölyeler yer almaktadır:
Doğa bilimleri, tasarım, teknoloji, matematik,
astronomi, havacılık ve uzay atölyeleri de yer almaktadır.
Burada yine her zaman kendi öğrencilerime de verdiğim
bir tablodan bahsetmeden geçmek istemiyorum:Neri Oxman’ın bir tablosu vardır.
Burada dört unsur üzerinde durulur. Bilim, mühendislik, tasarım ve sanat.
Modern dünyada bu etkileşimin öneminin daha da arttığı tartışılmaz bir
gerçektir.
Ve binada ayrıca sergiler yer almaktadır.
Bilim okuryazarlığı niçin önemlidir, konusuna gelmeden
önce kültürümüzde bilim insanına verilen önemi anlatan anektodlara değinmek
istiyorum:
Adnan
Binyazar’ın ‘Toplum ve Edebiyat’ kitabında şöyle bir
bölüm yer almaktadır:
‘Yavuz Sultan Selim ordusuyla Mısır’dan dönmektedir.
Yanında o zamanın bilginlerinden İbn-i Kemal bulunmaktadır. İbn-i Kemal’ın atı
birden ürkmüş ve atın ayağından sıçrayan çamur Yavuz’un sırmalı kaftanına
bulaşmıştır. İbn-i Kemal sapsarı kesilmiştir. Yavuz’un çevresindekiler de donup
kalırlar. Kan döken, baş kesen bir padişahtır Yavuz. O sırada Yavuz İbn-i Kemal’e
döner. ‘Korkma efendi, korkma’ der.
Vezirlerine de:
-Tez bana başka bir kaftan verisin. Bu kaftan da
çamuru temizlenmeden hazinemde saklansın. Ben ölünce sandukamın üzerine konsun.
Bilginlerin atının ayağından sıçrayan çamurun değerini torunlarım ibretle
görsün, der.
Olay yöneticinin bilim insanına duyduğu saygıyı
göstermektedir.
Atatürk de :
‘Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir.’der.
Tüm bunlar kültürümüzde bilim ve bilim insanına
yaklaşımı gözler önüne sermektedir.
Bilim
okuryazarlığının önemine geldiğimizde ise:
Thomas ve Durant bilim okuryazarlığının öğrencilere
kazandırdığı yeterliklerin altını çizerken Norris ve Philip (2003) bilim
okuryazarlığının 10 karakteristiğini listelemişlerdir:
1-Temel bilimsel fikri anlama
2-Bilimi ve bilimin uygulamalarını anlama
3- Neyin bilim olduğunu anlama ve bilimsel bilgi ile
bilimsel olmayan bilgiyi ayırt edebilme
4- Bağımsız ve yaşam boyu bilimi öğrenen bir birey
olmaya istekli ve yeterli olma
5-Problem çözmede bilimsel bilgiyi kullanabilme
6-Sosyobilimsel konulara dahil olmak için gerekli
entelektüel bilgi birikimine sahip olma
7-Bilimin doğasını ve özellikle kültürle etkileşimini
anlama
8-Bilimi ve onun merak hissi uyandıran özelliğini
taktir etme
9- Bilimin risk ve fayda içeren yapısı hakkında
bilgili olma
10-Bilim hakkında eleştirel düşünebilme
Bu maddelerden hareketle iki unsur üzerinde durmak
istiyorum:
1-Neyin bilim olduğunu anlama ve bilimsel bilgi ile
bilimsel olmayan bilgiyi ayırt edebilme
Özellikle günümüzde verilerin ve kaynakların çokluğu
bizi ister istemez bu noktaya getirmiştir. Geçmişte kaynak bulma ve bilgiye
ulaşmada yaşanan sıkıntıların günümüzde bilginin çokluğu ile kendini göstermesi
durumu söz konusudur. Bu anlamda bu okuryazarık çocuğun seçiciliği ve zamanı ve
emeğini etkin kullanması açısından önemlidir.
2- Bağımsız ve yaşam boyu bilimi öğrenen bir birey
olmaya istekli ve yeterli olma
İşte burada benim içeriklerim oluşturma amacı ve
üzerinde durduğum otodidakt kavramı devreye giriyor. Tüm bireyler ama öncelikle çocuklar için ‘ne öğreniyor,
nasıl öğreniyor’ soruları hareket noktamız oluyor. Kişinin çalışacağı alanı ve usulü
kendinin belirlemesi olarak bu karşımıza çıkıyor.
Sartre ‘Bulantı’ eserinde Otodidakt karakterini verir.
Bu karakter her şeyi okumak ve öğrenmek istemektedir. Kendince alfabetik bir
sıraya göre yazarları belirleyerek okuma serüvenine başlar. O yüzden bireyin
kendi öğrenim sürecini belirlemesi açısından bilim okuryazarlığı çok önemlidir.
Tabi bu konuyla ilgili sanat noktasında da
yetişkinlere önerebileceğimiz bir hikayeye burada değinmek istiyoru:
Aziz
Nesin-Orijinal Mikrop: Bir profesörü anlatmaktadır bu eser.
Orijinal bir mikrobun bulunması ve bunun üzerinde çalışılmasının bilim insanı
tarafından sevinç ve mutlulukla karşılanması ve o mikropla dayanılmaz ağrılar
çeken hastanın ıstırabı tezatı anlatılmaktadır. Tüm bunlar bizi, bilim ve
eleştirel okuryazarlığı sanat okuryazarlığı penceresinden değerlendireceğimiz
alana itmektedir.
Son olarak benim Otantik Kitap’tan çıkan ‘Ormandaki
Okul’isimli çocuk kitabımda dünyanın en iyi sporuları, bilim insanları ve sanatçılarının
yetiştiği bir okuldan bahsediyorum. Burada derslerin disiplinler şeklinde değil
tutumlar şeklinde ilerlemesi aslında tüm alanların temelinde sabır, disiplin,
devamlılık, sevgi,istek gibi duygu ve durumların olduğu anlatılıyor.
Yorumlar
Yorum Gönder