HACI BEŞİR AĞA KÜLLİYESİ
HACI BEŞİR AĞA KÜLLİYESİ
Bülten
Hacı Beşir Ağa Kütüphanesi cami, kütüphane, sebil,
tekke, sıbyan mektebi ve medreseden meydana gelir. 1745 yılında Hacı Beşir Ağa tarafından
hayatının son döneminde inşa ettirilmiştir.
Her içerikte, bir tema, kavram ve sözcük belirleyerek
onun üzerinden hareket ettiğimiz için burada da Hacı Beşir Ağa’nın hayatının
bir döneminde ‘musahip’ olması sebebiyle bu konu üzerinde durmak istediğimi
söyleyebilirim.
Türkiye
Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisine göre musahip, Osmanlı
Sarayında padişahın yanında bulunan, bir nevi danışmanlık yapan görevli olarak
anlatılmaktadır.
Sohbet, kökünün kalıbından türeyen musahip kelimesi, ‘sohbet
ehli kimse, arkadaş, dost’ anlamlarına gelmektedir. Saray teşkilatında
saraydaki görevliler içinde vezir ve beylerbeyilerinden padişaha danışmanlık
yapan, kişiliği ve bilgisiyle temayüz ederek ona arkadaşlıkta bulunanlar iin
kullanılmıştır. Daha çok eğlence arkadaşı, şiir ve şarkı söyleyerek padişahın
hoş vakit geçirmesini sağlayan, nedimden farkı resmi bir özellik taşıması,
devlet işlerinde, iç ve dış meselelerde görüşlerine başvurulan bir görevli
olmasıdır. Bununla birlikte her iki kelimeye aynı manayı yükleyen ifadelere de
bazı kaynaklarda rastlanır. Burada temel olgu her ikisinin de padişahı özel
olarak eğlendiren ve bilgilendiren kimseler olmasıdır.
16. yüzyılda Lütfi Paşa’nın bir ifadesinde:
‘Müluk nedimsiz ve musahipsiz olmaz amma…Mesalih-i
halka karışmamak gerektir.’ İfadesi duruma bir açıklama getirir. Burada onların
devlet işlerine karışmaması gerektiği söylenir. Buna göre resmi bir görevli
değil padişahın yakınında hoşsohbet, şahsi işlerinde ona yardımcı bir şahsın
mevcut olduğu söylenebilir.
Bu durum anlam ve görev itibariyle nedim ve musahip
arasında ince çizginin henüz tam olarak birbirinden ayırt edilmemiş olduğuna
işaret eder.
Bu yüzyılın sonunda Ali Mustafa Efendi; padişahların
maiyetinde emsali az bulunur, dili fasih ve edip bir musahibin bulunmasının
gereğine işaret ederek bu kişinin evliya ve enbiya tarihini, hükümdarlar
sohbetini bilen, devlete ve saltanata zarar veren hususları açık dille ve güzel
misallerle padişaha anlatan , ilmi sohbetlere önem veren , hak ve hukuka
riayetkar, kimseye kini,garazı olamayan, kerem sahibi, hareketleri ölçülü,
makam hırsına kapılmayıp mazlumları koruma, zalimlere haddini bildirme
hususunda padişaha sağlıklı bilgiler veren bir kimse olması gerektiğini
belirtir. Bu ifadeler musahipliğin resmi bir nitelik kazandığını ortaya koyduğu
gibi hangi alanlara ait bir görev haline geldiğini de gösterir. Çocuklar için
bu sözcük okuryazarlık sözlüğü içerisinde yer alabilir.
Yetişkinler için düşünecek olursak sanat okumasını şu
şekilde yapabiliriz:
Musahip; sohbet ehli kimse, dost, bilgi ve hissiyle
yol gösteren kişi olarak görülüyorsa bunun sadece sarayda yahut yönetim ve
siyaset kapsamında değil sanatta da pek çok yerde bir karşılığının olduğunu
söyleyebiliriz. Sanat; insana yol göstermesi açısından insanın en yakın dostu
olma vizyonunu elbette taşıyordur. Ancak filmlerde, kitaplarda danışılan,
sohbet edilen karakterler de bu alanın yansımalarıdır.
-Öncelikle Dede
Korkut Hikayelerine baktığımızda Dede Korkut olayın anlatıcısı yani
ozanıdır. Oğuz Türklerinin eski destanlarında yüceltilip kutsallaştırılmış ,
bozkır hayatının geleneklerini ve törelerini çok iyi bilen, kabile teşkilatını
koruyan yarı efsanevi bir bilgedir.
Rivayetlerde Korkut, Korkut Ata , Dede Korkut olarak
anılmaktadır. Yazılı kaynaklara baktığımızda hükümdara vezirlik, müşavirlik
yapmış bir Müslüman Türk velisi olarak tanıtılmıştır. İslamlaşma süreciyle
birlikte kültürel değişimle evliya kimliğine büründüğü düşünülür.
Sanatta edebiyatta bilgeliğiyle birlikte yol gösteren
esas karakterin yolculuğunda onun fikirleriyle şekillenen dönemeçleri gördüğümüz
eserler yok mudur? Elbette vardır:
Öncelikle daha popüler bir romandan başlayabiliriz:
Gece
Yarısı Kütüphanesi…
Eser; insan, yaşam, ölüm ve onun pişmanlıklarını bir
karakter üzerinden anlatırken bir tarafta Kütüphaneci Bayan Elm bir akıl hocası
olarak karşımıza çıkar.
Bayan Elm yola ve tercihlere karışmaz. Aslında hem bir
yol göstericidir hem de karakterimizin ne yapacağını ona söylemez. Bu tezada
rağmen ilham verici bir özelliği vardır.
Matrix
filminde Morpheus bu görevdedir bir anlamda.Repliklere bakacak olursak:
‘Sen bir düş dünyasında yaşıyordun Neo. İşte dünyanın
günümüzdeki hali bu.’
Ve tüm film boyunca insanlığı bilim-kurgu içerisinde
felsefi bir yaklaşımla irdelemeye götüren pek çok repliğe şahitlik ederiz:
‘Yolu bilmekle yolda gitmek arasında fark vardır.’ Gibi…
Aslında neredeyse tüm akıl hocalarından duyduğumuz
şeydir.
Hayatımız seçimlerimiz hakkında bizi yine ana
karakterin bize 2092 yılından mesajlar vermesiyle (son ölümlü insanın)
şekillenen bir filmden bahsedebilirz:
Mr
Nobody
Burada da özellikle karakterin tüm seçimlerindeki
serüvenini seyrederken kült repliklerden biri zihnimize kazınır:
‘Seçim yapmadığınız sürece kalan olasılıkların hepsi
mümkündür.’
Ayrıca Deli
Yürek dizisinde Kuşçu karakteriyle karşılaşırız. Onu da şu tarzda replikleri vardır:
‘ Öğrenci demek dünyanın en büyük adamı demek. Dünyanın
en küçük adamının da öğrenecek bir şeyi kalmamıştır.’ Der.
Bu metinle bir mekan, onun inşasını yapan bir karakter
ve bunun sıfatı ve bu sıfat üzerinden anlam okumaları yaptık.
Yorumlar
Yorum Gönder